Sign in

Veri bilimci, editör ve içerik yazarıyım. Okumayı, dağları ve yolu seviyorum.
Photo by Thomas Franke on Unsplash

İlk blog yazımı 2008 yılında yazdığımı hatırlıyorum. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Sonu wordpress.com olacak şekilde ismimle bir hesap almış, blog yazmaya başlamıştım. Kodları kendi hosting hesabımda barındırmak, temaları düzenlemek, yeni tasarımlar hazırlamak, burayı şöyle mi değiştirsem acaba filan derken wordpress.org’dan indirdiğim paketle kendi alan adıma bir içerik yönetim sistemi, yani blog kurmam da o yıllara denk geliyordu. Bloglamanın gerçekten altın çağıydı. Ne Twitter, ne Facebook şimdiki kadar yoğun olarak kullanılıyordu. FriendFeed’in kurşun atıp kurşun yediği yıllardı. (2009'da Facebook satın aldıktan sonra yatırım yapmadığı gibi öldürdü güzelim siteyi. 2015'te de kapandı. Allah belanı versin Zuckerberg.) Onun haricinde varsa yoksa blogtu her…


Fotoğraf: Nathan Dumlao.

Bu kelimeyi ilk defa evlendikten sonra duydum. Semra Erzurumlu. Doğal olarak Erzurum tatlarına giriş yaptığım dönemlerde ilk karşılaştığım yiyeceklerden birinin adı bu. Daha doğrusu yöresel adı. Pişi olarak da duymuş olabilirsiniz. Basit bir hamur kızartması aslında ama çok lezzetli. Bu kadar lezzetli olmasının sebebi de bence içindeki süt. Onu çok tatlı bir yumuşaklığa sevk etmesinin ana maddesi. Soğusa da, sonraki günler yeseniz de yumuşak kalıyor. Semra’nın ailesi ve akrabalarının neredeyse tamamı “mafiş” kelimesini kullanıyor. Hatta geçenlerde yeğeni beni uyardı, a harfini çok uzatıyorsun uzatma dedi. Ben istemsizce “maafiş” diyormuşum. …


Fotoğraf: Jason Strull.

Artık evden çalışacaksınız dediklerinde tarih geçen yılın 16 Mart’ıydı. Şu dört günü saymazsak tam bir yıl oldu. Soğuk bir gün olduğunu hatırlıyorum. Zaten dizüstü bilgisayarda çalıştığım için çantamı toparlayıp eve geçmek için çok fazla zaman harcamadım. Bilgisayarı her gün eve götürdüğümden dolayı da (hafif tabii, afedersiniz Macbook) olağan üstü bir durum yoktu benim için. Ama o zamanlar bu işin bu kadar uzun süreceğini kesinlikle tahmin etmedim. Bir iki hafta sonra tekrar döneriz galiba diye düşünüyordum, ama olmadı. Dönemedik.

Ofis dışında çalışmaya alışkın oldum her zaman. Bu da benim için olağan üstü değildi. Canım istediğinde, yoğunlaşmak istediğim zaman kütüphaneye, parka, cafeye…


Bir IMDb listesinin veri analizi hikayesi.

Huacachina, Peru

2011 yılında üye olduğum IMDb’de izlediğim filmleri eklediğim ve oyladığım bir listem var. Listedeki verilerin bana neler söylediğine kısaca bakmak istedim. IMDb listenizi hesabınızdan .csv formatında indirebiliyorsunuz. Python kütüphanelerinden Pandas ile yüklediğim .csv dosyasını yine bir Python kütüphanesi olan Seaborn ile basit de olsa görselleştirdim. Bakalım izlediğim filmler verisinde neler var.

Kaynak dosyasından erişebildiğiniz hesaplamalara göre bu yazının yayınlandığı tarih itibarıyla listemde -kısa film, dizi gibi türler de dahil- 279 film varmış. Bu filmlerin IMDb puanlarının ortalaması 7.7 iken benim puanlarımın ortalaması 7.2'ymiş. Filmlerin süresi ortalama 127 dakika. (Şimdi 127 demişken 127 Hours filmi aklıma geldi, izlerken bayılmıştım, ciddi anlamda…


Bilmeyenler için Reddit, oylama ve tartışma üzerine kurulu bir sosyal paylaşım platformu. Üyeler dilediği herhangi bir konuda kanallar (subreddit) açabilir veya daha önce açılmış kanallara katılarak o kanallarda bağlantı, metin, fotoğraf veya video içerikleri paylaşabilir. Dünya üzerinde en çok ziyaret edilen 17'nci web sitesi olan Reddit, tüm internet trafiğinin hiç de azımsanmayacak bir bölüme sahip. Kolay değil, sadece 2020 yılında günlük 52 milyon aktif kullanıcı, 303 milyon adet gönderi, 2 milyar yorum ve kullanılan 49 milyar artı oy inanılmaz bir hareketlilik demek.

Yani anlayacağınız içerisi tam bir derya deniz, arayıp da bulamayacağınız çok az şey olduğuna eminim. En güzeli de…


Yaklaşık bir aydır Bursa’dayız ailecek. Sabah toplantılarına bu parkta yürüyerek katılıyorum.

Kişisel bloglar yazdığımız on yıl öncesine tekabül eden o ışıltılı dönemlerde ben dahil çoğu kişi yıl sonunda o yıl neler yaptığına dair özetler yazardı. O yazılar aslında birer hap içerikler de olduğu için kaçırdığın iyi şeyler varsa yakalamanı da sağlardı. Zaten oldum olası aralık ayını sırf bu yüzden sevmişimdir. O zamanlar tasarım örnekleri ve Wordpress temalarından en iyilerinin yayınlandığı listeleri iple çektiğimi hatırlarım. Halen tasarım, fotoğraf, veri görselleştirme, hikaye, video, film, müzik, haber ve daha birçok alanda ne varsa yayınlanan iyi bir yıl özeti beni heyecanlandırabiliyor. Bugün sabah toplantısı için yürümeye çıktığımda geçmiş yılların o özetleri aklıma geldi. Kişisel olarak…


Fotoğraf: Maxime Agnelli

Pandemi zamanındaki evden çalışmayı kastettim sandınız değil mi? Hayır, son 150 yıldan bahsediyorum. Gerçi evden çalışma imkanı olan kişilerden bu cümleyi çokça duymuş olabilirsiniz ama o ayrı bir tartışmanın konusu. Şimdi biraz gerilere gidelim.

Ortalama bir işçinin çalışma süresi son 150 yıldır dramatik bir şekilde düştü. Bu, her gün daha az saat, her hafta daha az gün ve her yıl daha az hafta çalışmaktan kaynaklanıyor. Özellikle zengin ülkelerde çalışma saatleri azalsa da ülkeler arasında hala büyük farklılıklar var. İnsanların çalışma sürelerini incelemek yalnızca ekonomik üretkenlik değil, genel olarak refahı anlamak ve ekonomik ilerleme hakkında da fikir veriyor.


Fotoğraf: D A V I D S O N L U N A

Suçlu bulmak için kurulan modellerden çıkan verilerin oluşturduğu güçlü korelasyon, yapay da olsa böyle bir ilişki olduğunu söylüyor. Ama veri bilimci Cathy O’Neil’a göre bu bir matematiksel imha silahı.

2009’da Chicago Emniyeti suçu önlemeye dönük bir program geliştirmek için Ulusal Adalet Enstitüsü’nden iki milyon dolarlık bir hibe alır. Hibeye hak kazanan programın teorisine göre yeterli veriyle suçtaki yaygınlaşmanın, aynı salgın hastalıklar gibi belli örüntüler izlediği gösterilebilir. Öngörülebilir ve umut ettikleri gibi önlenebilir.

Programın başındaki biliminsanı Miles Wernick’ti. Yıllar önce ABD ordusunun savaş alanındaki hedefleri ayırt edecek analizler yapmasına yardımcı olmuştu. …


Fotoğraf: Rostyslav Savchyn

İstatistik temelli algoritmalar ve matematiksel modeller, yani kısaca büyük veri, eşitsizliği artırıp demokrasiyi ve adaleti tehdit edebilir mi?

Veri bilimci Cathy O’Neil’a göre bu sorunun cevabı evet.

1997’de cinayetle suçlanan Duane Buck isimli bir Afro-Amerikan Teksas’ta jüri karşısına çıkarılır. Buck iki kişiyi öldürmüştür ve jüri onu idam mı edeceğine yoksa şartlı tahliye olasılığına karşı müebbet hapse mi çarptıracağına karar vermek zorundadır.

Savcı, Buck eğer serbest kalırsa tekrar cinayet işleyebileceğini iddia ederek idam talebinde bulunur. Buck’ı savunan avukat da Walter Quijano isimli psikoloğu mahkemeye çağırır. Yeniden suç işleme oranlarını araştırmış olan Quijano, Buck’ın ırkına gönderme yapar.

“Çeşitli karmaşık sebeplerden ötürü ırk…


Çocuklu ailelerin YouTube ile imtihanı malumdur. İçi sizi, dışı beni yakar misali. Öyle bir hale geliyor ki bazen “ya şuna bir çizgi film aç da biraz sakinleşsin” dediğiniz zamanlar olabiliyor. O zaman da gidebileceğiniz iki yer var: Birincisi -çocuğu artık kesiyorsa- televizyon, ikincisi de YouTube. O da malum, öyle bir yer ki YouTube’da yok yok. İşte o zaman da ailelerin derdi başlıyor acaba çocuğuma ne izletebilirim diye. Bu soruyu şu an 5 yaşına gelen kızım Meryem için ben de sordum, soruyorum, soracağım.

Çok şükür bu yaşına kadar telefonu eline hiç vermedik. Telefonla hiçbir şey izlemedi. Etfamızda görüyorum maalesef bazı çocuklar…

Bekir Arslan

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store