Salgınla geçen bir yılın sonunda benim için uzaktan çalışma

Fotoğraf: Jason Strull.

Artık evden çalışacaksınız dediklerinde tarih geçen yılın 16 Mart’ıydı. Şu dört günü saymazsak tam bir yıl oldu. Soğuk bir gün olduğunu hatırlıyorum. Zaten dizüstü bilgisayarda çalıştığım için çantamı toparlayıp eve geçmek için çok fazla zaman harcamadım. Bilgisayarı her gün eve götürdüğümden dolayı da (hafif tabii, afedersiniz Macbook) olağan üstü bir durum yoktu benim için. Ama o zamanlar bu işin bu kadar uzun süreceğini kesinlikle tahmin etmedim. Bir iki hafta sonra tekrar döneriz galiba diye düşünüyordum, ama olmadı. Dönemedik.

Ofis dışında çalışmaya alışkın oldum her zaman. Bu da benim için olağan üstü değildi. Canım istediğinde, yoğunlaşmak istediğim zaman kütüphaneye, parka, cafeye gittiğim çok olmuştur. Benim için olağan üstü olan şey, evden bu kadar uzun süre çalışmaktı. Yoksa çok şükür işleri uzaktan halledebileceğim bir modelde çalıştım şimdiye kadar. Biraz da yaptığım işten kaynaklanan bir ortam bağımsızlığına sahip olabildim.

Adına her ne derseniz deyin, ister evden, ister uzaktan, ister esnek, çoğu kişi için olduğu gibi hayatım boyunca daha önce hiç bir zaman tatmadığım bir tecrübe oldu bu bir yıl. Bana çok iyi gelen şeyler de yaşadım, yok hayır bu bana yaramaz dediğim şeyler de. Bunlar hakkında biraz düşünmek istedim ve ortaya bir yılın sonunda benim için uzaktan çalışmanın olumlu, olumsuz yanlarının olduğu aşağıdaki maddeler çıktı.

Maddelere geçmeden önce söylemem gereken bir şey daha var. Aslında benim yaşadığım sadece işleri bu kadar uzun süre uzaktan yapabilmenin tecrübesi değil. Böyle bir ortam ve ahvalde riskli olsa da kasım ayında iş değiştirdim. Hadi yaptığım işi aynı sayalım, yeni bir kurum, yeni ekip, yeni arkadaşlar, yeni sektör de işin içine katılırsa yaşadığım şeyler bambaşka bir hal aldı. Bu değerlendirmeyi biraz da o gözle okumak lazım. Tabii bazılarını bizzat yaşamadım ama tecrübe ettiğim şeylerden dolayı bir fırsat veya risk olarak da gördüğüm için yazmak istedim. Ve tabii ki benim olumlu gördüğüm şey belki sizin için olumsuzdur veya tam tersi. Hem siz de kendinizi değerlendirmek isteyebilirsiniz belki böylece. Evet, başlayalım artık.

Olumlu

  • Şehir değiştirebilme. (Bu bir yılda yaklaşık iki ay İstanbul’da değildim ve harikaydı bu kadar uzun süre ayrılmak. Ulaşılabilir olduğum sürece istediğim yerden çalıştım.)
  • Çalışma ortamını değiştirebilmek. (Hava güzelse al çocukları git güzel ve büyük bir parka, hem havan değişsin hem çocuklar mutlu olsun hem de verimli çalış. Tertemiz.)
  • Güvenilir ve sağlıklı yemek. (Önceki iş yerimde bu konuda şanslıydım. Kötü yemek yemedim ama evdeki yemekle karşılaştırmayalım isterseniz. Hanımın ellerine sağlık.)
  • Ofis ortamındaki sosyal gürültüden uzaklaşmak. (Nice kulaklıklar alındı.)
  • Her an çalışabilme imkanı. (Vakit kayıplarını hızlıca telafi edebilmeyi kast ediyorum aslında burada. Yoksa düzensiz saatlerde çalışan biri olmadım hiçbir zaman.)
  • Kalabalıktan uzaklaşmak. (Üç dört vasıta ile işe giden, sonra bir o kadar vasıtayla geri dönenler beni iyi anlar.)
  • Yolda geçen zamanı daha iyi şekilde harcamak. (Günün yaklaşık dört saatini yolda geçirenler takipleşiyor.)
  • Şehir bağımlılığının olmaması. (Çok net.)
  • İyi planlanan verimli toplantı. (Yapılabiliyorsa tabi. İş değiştirdikten sonra verimli toplantı nedir, nasıl yapılır gördüm. Gerçi yüz yüze yapmadık henüz onu yaşamadım ama online toplantılar oldukça verimli geçiyor.)
  • Taze, uygun ve el yapımı kahveye pratik erişim. (Ellerime sağlık.)
  • Grip gibi salgın hastalıklara daha az yakalanmak. (Kesinlikle. Son bir yıldır üşütme hariç hasta olmadım çok şükür. İşe gelip giderken metrolarda, otobüslerde böyle miydi? Bunun hakkında da bir yazı okuduğumu hatırlıyorum normal grip salgınının da azaldığına dair.)
  • Aileye daha çok zaman ayırmak. (Bir ara eve geç geliyordum trafikten dolayı, büyük kızımı akşamları en fazla iki saat görüyor sonra yorgunluktan bayılıyordum. Şimdi hanım küçük kızımı çalıştığım odaya getirip biraz bakar mısın deyip kucağıma bırakıyor. Gülümseme.)
  • Daha çok sıla-ı rahim. (Ulaşılabilir olduğun sürece nerede çalıştığının bir önemi kalıyor mu?)
  • Yurtdışına çalışma imkanı. (Bu imkanı bulamadım henüz ama şu iş değişikliğinden sonra yaşadığım tecrübeyi göz önünde bulundursak farklı olan tek şey dil. Çalıştığım yer yurtdışı kaynaklı olsaydı adaptasyonum az çok bu kadar olurdu eminim.)

Olumsuz

  • Yolda verimli geçme ihtimali olan zamanı kaybetmek. (Altı sezonluk House of Cards dizisini ben Ayrılıkçeşme’den Altunizade’ye 40 dakikada ancak çıkabilen otobüslerde bitirdim. Mesafeyi bilen bilir. Yolda vakti iyi geçirmeyi bilen biri oldum her zaman. Film, dizi, kitap Allah ne verdiyse bitirdiğim şeylerin haddi hesabı yok. Kulakları çınlasın çoğunlukla metrobüs kullanan bir arkadaşım ne kitap okuması, elimi cebimden çıkarabilecek mesafe bulamıyorum vücudumda demişti de yarılarak gülmüştüm.)
  • İş ve ev sınırının kaybolması.
  • Mekan değişikliğindeki ferahlıktan uzaklaşmak. (Birkaç gün evden çıkmadığında bunalmaya başlayabiliyorsun. Gerçi evden iki ay çıkmasa yaşabilecek arkadaşlarım da var ama o iş bana göre değil.)
  • Yüz yüze çok kısa sürede çözülebilecek problemin uzun sürede çözülmesi. (Yeni işimde ofise gittim bir gün, acil olmasa da iş listesinde bekleyen üç tane işi ayak üstü çözdüm.)
  • İletişim problemi.
  • Her an toplantı yapabilmenin daha verimli olduğu yanılgısı. (Yanılgı gibi yanılgı. Bir de buna yaşı geçmiş büyüklerin yanılması ayrı bir yanılgı.)
  • Daha az hareketten kaynaklı kas problemleri ve daha çok yorulma.
  • Uyku düzensizliği. (Uykuyu severim, o yüzden bende olmadı çok şükür.)
  • Az kitap okumak. (Çok ilginç ama.)
  • İnternet problemi. (Bağlantı, hız, kota… Özellikle evden uzaktaysan. Hani dedim ya İstanbul’da değildim bir ara diye 2 megabiti görsem öpüp başıma koyuyordum. Mobil internet de uzun ömürlü olmuyor ve pahalı. Şu evdeki interneti başka yerde de kullanabilme teknolojisini hasretle bekliyorum.)
  • Sosyalleşme ihtiyacı. (Dost, arkadaş, ahbap da özlüyor insan.)
  • Sosyalleşmenin çok kısıtlı olması. (Yeni arkadaşlık, network… Hele ki yeni işe başlama aşamasında bu çok bariz belli oluyor. Espri yapacaksın yapamıyorsun.)
  • Çalışma arkadaşından alacağın ilhamın kısıtlı olması. (Çay, kahve, yemekte veya çalışma esnasında arkadaşından çok hızlı kapabiliyorsun bazı şeyleri ama uzakta o kadar mümkün olmuyor. Acaba rahatsız eder miyim korkusu daha ağır basıyor.)

Geçenlerde denk geldiğim bir bültende dikkatimi çekti, özellikle bu son iki maddeyle de bağlantılı. Uzaktan değil de ofisten ya da hibrit çalışanlar yöneticileriyle kurmaya devam ettikleri sosyal ilişkilerle daha fazla/kolay terfi alıyormuş. Uzaktan çalışmayı tercih edenler bir nevi haksız rekabete maruz kalıyormuş. Buyur buradan yak.

Benden bu kadar. Aklıma gelenleri ne zamandır bir yere not alıyordum, bu yazıda toparlamış oldum. Daha başka şeylere şahit oldukça yazıya eklemeler yapmayı düşünüyorum. Kalın sağlıcakla.

Veri bilimci, editör ve içerik yazarıyım. Okumayı, dağları ve yolu seviyorum.

Veri bilimci, editör ve içerik yazarıyım. Okumayı, dağları ve yolu seviyorum.