Fotoğraf: Sedat Suna, EPA

Tank bizde herkes rahat olsun

Askeri zırhlı bir aracı süren şoförle birlikte içerideki kişi sayısı beş. Anlatıcımız video kaydı yapan kişi. Kayda aldığı telefonu kendisine çevirerek büyük bir zafer edasıyla “tankı ele geçirdik” der. Ardından aracın içerisini görürüz. Sonra, anlatıcının yanındaki Karadenizli abinin ağzından o tarihi sözü duyarız: “Tank bizde herkes rahat olsun.” Bu cümlenin manası tam olarak; ortalık karıştı, herkes korku içinde biliyoruz ama canımıza kastedenlere halk olarak müdahale ettik korkmayındır. Halkın korkuya karşı savaşı böyle başlar.

İçinde darbe, muhtıra, ayaklanma, iç savaş geçen kaç tane belgesel veya sinema filmi izledim tam olarak hatırlamıyorum. Silahlar, postallar, tanklar, tutuklamalar, uçakları, göz altılar, yaralanmalar ve hatta ölümlerle dolu bir yığın anlatıyla karşılaştım. Özellikle filmlerde, darbenin ilanı yani askerlerce okunan bildiri sonrası insanların şok haline geçmeleri beni hep etkilemiştir. Çağan Irmak’ın Dedemin İnsanları filmini ilk izlediğimde bunu en üst düzeyde hissettiğimi hatırlıyorum. Filmin ana kahramanı Mehmet Bey, evinde sabaha karşı damadının odasına doğru koşar, -ağzı kurumuş ve merdivenleri çıkmanın etkisiyle nefes nefese kalmıştır- kapıyı hızla çalar, kapı telaşla açılır, “ihtilal” der, derin bir nefes alarak “ihtilal oldu damat.” Damadı bir süre şok geçirir ve elini alnına çarpar. Bu sahnenin ana teması korkudur bana kalırsa.

15 Temmuz gecesi tam da uyumak için niyetlendiğim bir vakit Twitter’a da bir bakayım dedikten sonra ters giden bir şeylerin olduğunu fark ettim. Vakit gece yarısına yaklaşmak üzereydi. Herkes olağanüstü bir şeyden bahsediyor, hemen internetten açtığım televizyon kanalında başbakan konuşuyor ve bir kalkışmadan söz ediyordu. Tam o sırada filmlerde gördüğüm, TRT’ye çıkmış askerlerin ağzından duymaya alıştığım bildirinin bir benzeri okunuyordu.

“… Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur.”

Kulağım bu sözle çınladı. Film kahramanlarının uğradığı şokun aynısını işte o zaman ben de yaşadım. Bu yazıyı yazdığım dakikalarda bile o cümleleri kendi kulağımla canlı olarak duyduğuma hala inanamıyorum. Bu şokun tam ortasında bahsettiğim o korku yatıyor.

Ama o gece filmlerde veya belgesellerde hiç görmediğim bir şey oldu. Halk, askerin bu müdahalesine karşı korkusuzca sokağa çıktı. Allah’ın lütfuyla insanlar askerin karşısına dikilip yapılan şeyin yanlış olduğunu haykırdı; tankların önüne atılıp vatana doğrultulan işgal silahlarını engellemeye çalıştı. Halkın hiç aklına getirmediği bir hadise daha meydana geldi o gece. Asker halka ateş açtı. Hiç beklemediği yerden kurşun yedi insanlar. Vatan uğruna şehit düştüler.

Bu zaferin tek bir kahramanı yok. Vatan toprağının dört bir yanındaki binlerce insan kendi destanını yazdı. Niğdeli Musa Amca, eline sopayı aldığı gibi dışarı fırlayan teyze, tankın üzerine kamyon süren belediye şoförü, uçaklar kalkmasın diye tarladaki hasadını yakan Kazanlı çiftçiler, komandoları durduran Cizreliler, uçak pistini basan Malatyalılar, tankların altına yatan Sabri Abi, tek başına askeri yatıştırmaya çalışırken darbecilerin sıktığı kurşunla şehit olan Acıbadem mahalle muhtarı, özel kuvvetleri basan darbeci generali altının çatından vuran ve ardından şehit düşen Astsubay Ömer Halisdemir, akla hayale gelmez taktiklerle tankları durduranlar, Boğaziçi Köprüsü’nde, Çengelköy’de, Ankara’da, Saraçhane’de şehit düşenler, evlerinde duaya duranlar ve daha binlerce vatan evladı bu zaferin kahramanı.

Bundan sonra arabayla köprüden geçerken, Çengelköy’e şöyle bir deniz havası almak için sahile inerken, Saraçhane’nin içinden işe giderken işte diyeceğim, işte o kahramanlar burada şehit oldu. O kahramanlara burada ateş edildi. Kahramanlar destanını burada yazdı. Korkuya karşı savaş burada verildi.

Daha önce tanışmadığım Halil Kantarcı’nın Çengelköy’de şehit düşmeden önce arkadaşlarına söylediği o sözleri ise kolay kolay unutacağımı sanmıyorum. “Eşimi ve çocuklarımı çok seviyorum. Onlar ümmete emanet.”

Bu yazının bir bölümü Gerçek Hayat dergisinin 822.sayısında yayımlandı.

Veri bilimci, editör ve içerik yazarıyım. Okumayı, dağları ve yolu seviyorum.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store